Kodak’ın Çöküşü

Kodak’ın Çöküşü

February 1, 2024

Bir dünya devi olan Kodak’ın 2000’lerdeki iflas öyküsünü inceledik. Kodak’ın Çöküşü.


Kodak eski başkan yardımcısı Don Strickland şöyle dedi: “Dünyanın ilk dijital fotoğraf makinesini geliştirdik, ancak film pazarındaki etkilerden korktuğumuz için piyasaya süremedik.”


Bu açıklama aslında sonun başlangıcını anlatıyordu.


Kodak, 20. yüzyılın büyük bir bölümünde, fotoğraf filmi pazarına hakim olan bir teknoloji şirketiydi.

Kodak’ın Pazardaki Konumu

Kodak’ın pazardaki hakimiyeti çok şeydir. Şirket, fotoğraf filmi endüstrisinin neredeyse tamamını kontrol etmekteydi. İnsanlar fotoğraf çektiğinde, genellikle Kodak filmini kullanırlar ve Kodak’ın laboratuvarlarında film işletmelerdi. Bu, geri dönüşlü, tahmin edilebilir bir gelir akışı yarattı. Kodak’ın bu konforlu durumu, aslında kendi çöküşünün tohumlarıydı.

Kodak’ın Çöküşü


Dijital Devrimin Başlangıcı

Gelişen teknolojilerle, Steve Sasson adındaki Kodak mühendisi ilk dijital kamerayı 1975 yılında icat etti. Bu icat, fotoğrafçılığın geleceğini değiştirebilirdi. Ancak, Kodak’ın liderliği bu fırsatı göremedi veya görmek istemedi.

Kodak’ın Çöküşü


Tarih Kaydedilen Kararın Sonuçları

Bu gelişim, herhangi bir marka için muazzam bir başarı olabilecekken, Kodak Sasson’a şu açıklamayı yaptı;

“Bu çok hoş ama bundan kimseye bahsetmeyin.

Kodak’ın yönetimi, dijital fotoğrafçılığın kendi film işletmelerini yok edeceğinden korkuyordu. Bu korkudan dolayı, en önemli teknolojik atılımını saklamaya karar verdiler. Oysa, belki de bu atılımı kendi kameralarında kullanıp pazarlamış olsalardı, fotoğraf endüstrisinde lider konumlarını devam ettirebilirlerdi.

Kaybetme Korkusunun Maliyeti

Kodak’ın hikayesi, işletme tarihinde “kaybetme korkusu” (loss aversion) olarak bilinen psikolojik eğilimin ne kadar zararlı olabileceğinin bir örneğidir. Mevcut iş modellerini korumak isteme arzusu, daha büyük fırsatları kaçırmalarına yol açtı.


Kodak’ın liderleri dijital fotoğrafçılığı çığır açıcı bir teknoloji olarak göremedi.*


Fotoğraf filmi satmaya o kadar odaklanmışlardı ki dijital devrimi kaçırdılar.

Ve şirket 2012 yılında iflas başvurusunda bulundu. Kodak’ın çöküşü tamamlandı.*

Kodak’ın Çöküşü

Disruptive İnovasyonun Tanırı

Kodak’ın çöküşü, Clayton Christensen’ın “disruptive innovation” (yıkıcı inovasyondan) kavramının mükemmel bir örneğidir. Disruptive inovasyonlar, mevcut pazarı tamamen değiştirirler ve önceki liderler için tehlike oluştururlar. Kodak, dijital fotoğrafçılığın disruptive bir inovasyonun olacağını anlayamamış veya anlamak istememişti. Benzer hikayeler, Blockbuster ve Netflix, Nokia ve iPhone, Xerox ve digitalization gibi birçok alanda tekrarlanmıştır.

Örgütsel Körlük ve Başarının Zehiri

Kodak’ın hikayesinde göz görülür şekilde görülen başka bir problem da “örgütsel körlük” veya “başarının zehiri” olabilir. Şirket o kadar başarılı ve pazara hakim olmuştur ki, değişme gerekliliğini görememiş veya görmek istememiştir. Mevcut başarısını tehdit edeceğini düşünen herhangi bir inovasyona dirençle karşılaşmıştır. Bu durum, birçok başarılı şirkette görülen bir problematik: ikinci kuşak mühendisler ve liderler, kurucuların vizyonunu taşıyamayabilir.

Pazarlama Tarafından Kısıtlanmış İnovasyon

Kodak’ın liderliği, dijital kamerayı geliştirmemesi değil, bunu pazarlamaktan korkması nedeniyle çökmüştür. Bu, pazarlama stratejisinin, ürün geliştirme stratejisini engellediği bir durumdur. Başarılı şirketlerde, pazarlama ve ürün geliştirme birlikte çalışır, rakipler karşısında harekete geçmeyi sağlar. Kodak’ın yönetimi, kendi ürünlerinin kendi iş modelini yok edeceğini düşünerek, bir hata yaptı. Oysa, dijital kamera alanında lider olmak, film işletmede de bazı gelir yaratabilirdi.

Geçiş Dönemi Yönetimi

Büyük teknolojik değişimler sırasında, şirketler geçiş dönemini yönetmek zorundadır. Kodak, analog filmden dijital fotoğrafçılığa geçişi başarıyla yönetemedi. Geçiş döneminde, iki iş modelini de destekleme riski vardır, ancak başarılı şirketler bunu başarırlar. Microsoft, yazılım pazarı değiştikçe, yazılım abonelik modeline geçerek sağ kalabilmiştir. Netflix, DVD kiralama işinden streaming’e geçerek, Blockbuster’ın düştüğü tuzağa düşmemiştir.

İçsel Yeniliğe ve Girişimcilik Kültürüne Yatırım

Kodak’ın en büyük hatası, inovasyona yatırım yapmaktan kaçınmasıydı. Başarılı şirketler, çalışanlarına yeni fikirler üretmeleri için zaman ve kaynak verirler. Google’ın “20% zamanı” veya 3M’nin “15% yeniliği” gibi programlar, çalışanların kendilerine ait projelere çalışabilmelerine izin verir. Kodak’ın Steve Sasson’a verdiği tepki, şirketin inovasyonun değerini anlamadığını gösterir.

Modern Kontekste Kodak’ın Dersler

Günümüzde, Kodak’ın hikayesi, yapay zeka, blokchain, otomobilden bugün hangi teknoloji devri yaşadığımız alanında geçerlidir. Şirketler, mevcut iş modellerini korumaktan ziyade, geleceğin teknolojisine yatırım yapmayı tercih etmelidir. Kodak’ın çöküşü, bunu yapmayan şirketlerin ne ile karşı karşıya gelebileceğini anlatmaktadır.


Markalaşmak için takip edin.